Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Unutmayın “Tabela” Değil, “Marka Yönetimi” Yapıyorsunuz !!!

12 Ocak 2026’da Büyükşehir Belediye Meclisi’nde “vefa” niyetiyle sunulan önerge kabul edildi ve Kocasinan Bulvarı’nın adı artık Mustafa Elitaş Bulvarı oldu. Bu karar Kayseri kamuoyunun gündemine düştü ve tartışma fitilini de ateşledi. Ben de bu konudaki fikir ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.  Önce anayasamızın 26. Maddesini hatırlayalım : Anayasa m.26, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”nin çerçeve maddesidir: herkesin düşünce ve kanaatini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına ya da toplu şekilde açıklama ve yayma hakkını tanımlar; ayrıca haber/fikir alma–verme serbestisini de bu kapsama dahil eder.  Şimdi ben yine konuya döneyim. Kurumsal dilde bir yerin marka kimliğini yeniden kurgulanması, “biz artık şu şekilde anılmak istiyoruz” diyerek algıyı, konumlandırmayı ve görünür kimlik unsurlarını güncelleme işidir. Sadece tabela değişikliği değildir: “neden varız?, neyi temsil ediyoruz?, kime ne vaat ediyoruz?” gibi kimlik ve strateji tarafının yeniden ayarlanması işidir.  Bu karar kanaatimce düpedüz Kayseri halkının talep ve isteklerini dikkate almayan, dinlemeyen, günümüzde çokça karşılaştığımız “biz yaptık oldu” kurumsuzluk ve kuralsızlık yönetimi anlayışıdır. Üzülerek belirtmeliyim ki, tam da bir vefasızlık örneğidir. Şehir örneğine uyarlarsak: Bir bulvarın adını değiştirmek, teknik olarak bir “değiştirme” hareketine benzer; çünkü kamusal alanda tanınırlığı ve çağrışımı olan bir “küresel bir marka unsuru” adını değiştiriyorsun. Neden mi? Vefasızlık örneğidir: Çünkü; Kocasinan bir kişi adı değil; Kayseri’nin “önemli bir marka varlığıdır.” “Kocasinan” Kayseri’de sıradan bir tabeladan ibaret değildir. Yıllardır Kocasinan ismi, şehir hafızasında Mimar Sinan çağrışımı taşıyor; hatta bu çağrışımın, kentin dışarıdan algısında bile “net ve anlaşılır” bir referans olduğuna dair STK ve akil adam yorumları da var.    Bu adı silmek, basit bir isim değişikliği değil; Değeri yüksek, Kolayca ikame edilemeyen (yerine yenisini koyması zor), Şehrin kimliğini, algısını ve performansını doğrudan taşıyan “ana sermaye”sini bilerek ve isteyerek zayıflatmak demektir. Mimar Sinan dediğin isim “yerel bir nostalji” değil; tüm dünyada kabul gören evrensel bir bilinirlik kavramıdır.  Kayseri Ağırnas’tan çıkıp yüzlerce esere imza atan, uzun yıllar mimarbaşılık yapan, dünyanın bildiği ve kabul ettiği bir dehadan söz ediyoruz. Bunun şehir için anlamı şu: Sinan, Kayseri’nin elindeki en güçlü “Uluslararası Dünya Referans Mektubu”dur. Şimdi sorayım: Elinizde küresel ölçekte tanınan bir referans varken, neden yaşayan, güncel siyasetin içinde olan bir isimle ana bulvar adını değiştiriyorsunuz? “Vefa” iyi bir niyet olabilir; ama tutarsız bir yönetim anlayışı modeliyle birleşince anlamı kalmaz. Resmi metinde bir “vefa” örneği olarak sunulsa bile bence maalesef tam bir vefasızlık örneğidir.  “Vefa”yı şehir planlamasıyla karıştırdığınız anda iş, niyetten çıkar; kamu yönetimi meselesine döner. Çünkü ad değişikliği “tabela” değildir: adres, yön bulma, kargo/lojistik akışı, yerleşik alışkanlıklar… yani bir şehrin operasyonel sürekliliğidir.  Bu nedenle itirazların önemli bir kısmı “yaşayan kişilerin adının, özellikle yerleşik hatlara verilmesi” eleştirisine oturuyor.  Bu eleştiri siyasî olsun olmasın rasyonel bir değişiklik yönetimi yapmadan “Şehrin Ana damar”ına dokunursanız, sistem hata verecektir. Mimar Sinan’ı bir mimar olarak düşünmeyin; “üretken bir çıktı makinesi” olarak düşünün: eserlerini, estetik anlayışını, dünyaca kabul görmüş mühendislik birikimini ve yaşadığı dönemin teknolojisini gözünüzün önüne getirin. Tüm dünyanın üzerinde hemfikir olduğu bir büyük “deha”dan söz ediyoruz…   Sayın Mustafa Elitaş ise (beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz), aktif siyaset alanında, bugünün gündemleri içinde değerlendirimesi gereken, devletin önemli mevkilerinde görev yapmış bir milletvekilidir. Bu durum doğası gereği dönemseldir. Burada amacımız kişisel bir eleştiri ya da yargı kurmak değildir. Değer yargılarının ve ölçeklerin farklı olduğunu dile getirmektir. Kurumsal iletişimde temel kural şudur: Dönemsel aktörlerle, dönemler üstü marka değerlerini aynı vitrine koymazsınız. Koyarsanız da vitrin kırılır; ama içindeki ürünler değerini kaybetmez. Bu yüzden, gelen tepkilerin önemli bir bölümü “Mimar Sinan gibi bir marka değerinin gölgelenmesi” üzerinden yükseliyor. Sivil toplum cephesinden “tarihi ve kültürel hata” vurgusu, iptal çağrısı ve hatta “bu teklif Elitaş tarafından reddedilmeli” yaklaşımı bile dillendiriliyor.  “Tabela siyaseti” algısı kalıcılaşıyor Yaptığım açık kaynak taramalarında (Instagram/Facebook/TikTok gibi mecralarda) çok sayıda paylaşımın aynı eksen etrafında döndüğü görülüyor: “Kocasinan/Mimar Sinan ismi siliniyor” hassasiyeti,  “Şehir siyasi vitrin değildir” ve “öncelik gerçek sorunlar olmalı” söylemi,  “İstişare yapıldı mı?” sorusu ve yönetişim eleştirisi.  Bu hamle “vefa” değil; riskli bir politik karardır. Kısa vadede bu karar birilerine jest gibi durabilir. Ama orta vadede şehrin hafızasında şu cümleyi büyütür: “Kayseri’de isimler kalıcı değil; iktidar dönemlerine göre güncelleniyor.”  Şehirler, tabelayla değil; tutarlılıkla büyür. Mimar Sinan gibi bir değer, dünyaca kabul görmüş Kayseri’nin “ana marka varlığıdır” O ismi (dosyayı) rafa kaldırıp, yerine güncel siyasetin kartvizitini koyarsanız; bunun adı vefa değil, stratejik körlük olur. Kanaatim odur ki; Kayseri halkının talep ve isteklerini dikkate alan bir kamuoyu yoklaması size doğru yolu gösterecektir. Benden söylemesi…
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar
İlhan İŞMAN

Unutmayın “Tabela” Değil, “Marka Yönetimi” Yapıyorsunuz !!!

12 Ocak 2026’da Büyükşehir Belediye Meclisi’nde “vefa” niyetiyle sunulan önerge kabul edildi ve Kocasinan Bulvarı’nın adı artık Mustafa Elitaş Bulvarı oldu. Bu karar Kayseri kamuoyunun gündemine düştü ve tartışma fitilini de ateşledi. Ben de bu konudaki fikir ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Önce anayasamızın 26. Maddesini hatırlayalım :

Anayasa m.26, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”nin çerçeve maddesidir: herkesin düşünce ve kanaatini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına ya da toplu şekilde açıklama ve yayma hakkını tanımlar; ayrıca haber/fikir almaverme serbestisini de bu kapsama dahil eder. 

Şimdi ben yine konuya döneyim.

Kurumsal dilde bir yerin marka kimliğini yeniden kurgulanması, “biz artık şu şekilde anılmak istiyoruz” diyerek algıyı, konumlandırmayı ve görünür kimlik unsurlarını güncelleme işidir. Sadece tabela değişikliği değildir: “neden varız?, neyi temsil ediyoruz?, kime ne vaat ediyoruz?” gibi kimlik ve strateji tarafının yeniden ayarlanması işidir. 

Bu karar kanaatimce düpedüz Kayseri halkının talep ve isteklerini dikkate almayan, dinlemeyen, günümüzde çokça karşılaştığımız “biz yaptık oldu” kurumsuzluk ve kuralsızlık yönetimi anlayışıdır.

Üzülerek belirtmeliyim ki, tam da bir vefasızlık örneğidir.

Şehir örneğine uyarlarsak: Bir bulvarın adını değiştirmek, teknik olarak bir “değiştirme” hareketine benzer; çünkü kamusal alanda tanınırlığı ve çağrışımı olan bir “küresel bir marka unsuru” adını değiştiriyorsun.

Neden mi? Vefasızlık örneğidir: Çünkü;

Kocasinan bir kişi adı değil; Kayseri’nin “önemli bir marka varlığıdır.”

“Kocasinan” Kayseri’de sıradan bir tabeladan ibaret değildir. Yıllardır Kocasinan ismi, şehir hafızasında Mimar Sinan çağrışımı taşıyor; hatta bu çağrışımın, kentin dışarıdan algısında bile “net ve anlaşılır” bir referans olduğuna dair STK ve akil adam yorumları da var. 

 

Bu adı silmek, basit bir isim değişikliği değil;

Değeri yüksek,

Kolayca ikame edilemeyen (yerine yenisini koyması zor),

Şehrin kimliğini, algısını ve performansını doğrudan taşıyan “ana sermaye”sini bilerek ve isteyerek zayıflatmak demektir.

Mimar Sinan dediğin isim “yerel bir nostalji” değil; tüm dünyada kabul gören evrensel bir bilinirlik kavramıdır. 

Kayseri Ağırnas’tan çıkıp yüzlerce esere imza atan, uzun yıllar mimarbaşılık yapan, dünyanın bildiği ve kabul ettiği bir dehadan söz ediyoruz. Bunun şehir için anlamı şu: Sinan, Kayseri’nin elindeki en güçlü “Uluslararası Dünya Referans Mektubu”dur.

Şimdi sorayım: Elinizde küresel ölçekte tanınan bir referans varken, neden yaşayan, güncel siyasetin içinde olan bir isimle ana bulvar adını değiştiriyorsunuz?

“Vefa” iyi bir niyet olabilir; ama tutarsız bir yönetim anlayışı modeliyle birleşince anlamı kalmaz.

Resmi metinde bir “vefa” örneği olarak sunulsa bile bence maalesef tam bir vefasızlık örneğidir. 

“Vefa”yı şehir planlamasıyla karıştırdığınız anda iş, niyetten çıkar; kamu yönetimi meselesine döner.

Çünkü ad değişikliği “tabela” değildir: adres, yön bulma, kargo/lojistik akışı, yerleşik alışkanlıklar… yani bir şehrin operasyonel sürekliliğidir. 

Bu nedenle itirazların önemli bir kısmı “yaşayan kişilerin adının, özellikle yerleşik hatlara verilmesi” eleştirisine oturuyor. 

Bu eleştiri siyasî olsun olmasın rasyonel bir değişiklik yönetimi yapmadan “Şehrin Ana damar”ına dokunursanız, sistem hata verecektir.

Mimar Sinan’ı bir mimar olarak düşünmeyin; “üretken bir çıktı makinesi” olarak düşünün: eserlerini, estetik anlayışını, dünyaca kabul görmüş mühendislik birikimini ve yaşadığı dönemin teknolojisini gözünüzün önüne getirin. Tüm dünyanın üzerinde hemfikir olduğu bir büyük “deha”dan söz ediyoruz…

 

Sayın Mustafa Elitaş ise (beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz), aktif siyaset alanında, bugünün gündemleri içinde değerlendirimesi gereken, devletin önemli mevkilerinde görev yapmış bir milletvekilidir. Bu durum doğası gereği dönemseldir. Burada amacımız kişisel bir eleştiri ya da yargı kurmak değildir. Değer yargılarının ve ölçeklerin farklı olduğunu dile getirmektir.

Kurumsal iletişimde temel kural şudur:

Dönemsel aktörlerle, dönemler üstü marka değerlerini aynı vitrine koymazsınız.

Koyarsanız da vitrin kırılır; ama içindeki ürünler değerini kaybetmez.

Bu yüzden, gelen tepkilerin önemli bir bölümü “Mimar Sinan gibi bir marka değerinin gölgelenmesi” üzerinden yükseliyor. Sivil toplum cephesinden “tarihi ve kültürel hata” vurgusu, iptal çağrısı ve hatta “bu teklif Elitaş tarafından reddedilmeli” yaklaşımı bile dillendiriliyor. 

“Tabela siyaseti” algısı kalıcılaşıyor

Yaptığım açık kaynak taramalarında (Instagram/Facebook/TikTok gibi mecralarda) çok sayıda paylaşımın aynı eksen etrafında döndüğü görülüyor:

“Kocasinan/Mimar Sinan ismi siliniyor” hassasiyeti, 

“Şehir siyasi vitrin değildir” ve “öncelik gerçek sorunlar olmalı” söylemi, 

“İstişare yapıldı mı?” sorusu ve yönetişim eleştirisi. 

Bu hamle “vefa” değil; riskli bir politik karardır.

Kısa vadede bu karar birilerine jest gibi durabilir. Ama orta vadede şehrin hafızasında şu cümleyi büyütür:

“Kayseri’de isimler kalıcı değil; iktidar dönemlerine göre güncelleniyor.” 

Şehirler, tabelayla değil; tutarlılıkla büyür.

Mimar Sinan gibi bir değer, dünyaca kabul görmüş Kayseri’nin “ana marka varlığıdır”

O ismi (dosyayı) rafa kaldırıp, yerine güncel siyasetin kartvizitini koyarsanız; bunun adı vefa değil, stratejik körlük olur.

Kanaatim odur ki; Kayseri halkının talep ve isteklerini dikkate alan bir kamuoyu yoklaması size doğru yolu gösterecektir.

Benden söylemesi…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.