Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

C190 Sözleşmesine sendikalar ne diyor?

ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi, çalışma hayatında şiddet ve tacizi dar bir “mobbing” başlığına hapsetmiyor. Daha geniş bakıyor. Fiziksel şiddeti görüyor. Cinsel tacizi görüyor. Toplumsal cinsiyet temelli şiddeti de görüyor. ILO’ya göre bu sözleşme, çalışma yaşamında şiddet ve tacizden arınmış bir dünya hedefini açık biçimde kuran ilk uluslararası sözleşme. Ve 2026 itibarıyla 50 imzaya ulaşmış durumda.  Türkiye ise hâlâ bu sözleşmeyi onaylamadı. Bu ayrı bir tartışma. Ama bugün daha önemli bir soruya bakalım: Sendikalar bu sözleşmeye nasıl bakıyor? Çünkü bazen şöyle bir hava yaratılıyor: Sanki bu konu birkaç dar çevrenin gündemiymiş gibi. Sanki emek örgütleri bu başlığa mesafeliymiş gibi. Oysa tablo öyle değil. İşçi sendikaları cephesinde de memur sendikaları cephesinde de C190’a dair ciddi bir ilgi, açık bir farkındalık ve yer yer doğrudan destek var. Tonlar farklı. Yöntemler farklı. Ama dosya sendikaların gündeminde. Bu çok açık.  İşçi sendikaları tarafından başlayalım. DİSK, bu konuda en görünür hatlardan birini kurdu. 2022’de ILO 190’ın onaylanması için Ankara’da bir dizi temas yürüttü. Bakanlıkla görüştü. Siyasi partilerle görüştü. ILO Türkiye Ofisi ile görüştü. Üstelik bunu yalnızca bir basın cümlesiyle değil, kendi politika belgesiyle yaptı. Yani DİSK, C190’ı bir slogan olarak değil, doğrudan sendikal program konusu olarak ele aldı.  TÜRK-İŞ tarafında üslup daha sakin. Ama yön aynı. Genel Başkan Ergün Atalay, 2022’de yaptığı konuşmada ILO 190’ın önemine değindi ve Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olması çağrısında bulundu. Bu küçük bir ayrıntı değil. Çünkü TÜRK-İŞ gibi geniş tabanlı bir konfederasyonun bu çağrıyı yapması, meselenin merkez sendikal gündeme girdiğini gösterir.  HAK-İŞ ise farklı bir yol izledi. Sadece “onaylansın” demekle yetinmedi. C190 hükümlerini toplu iş sözleşmelerine uyarladığını duyurdu. “Şiddete Sıfır Tolerans” politika belgesini açıkladı. Mahmut Arslan da bunun çalışma barışı ve iş ilişkileri açısından önemli olduğunu söyledi. Yani HAK-İŞ, bu başlıkta kampanya ile uygulamayı birleştirmeye çalışan daha kurumsal bir çizgi kurdu. Bu da işçi sendikaları cephesinde sözleşmenin sadece teorik olarak değil, pratikte de ciddiye alındığını gösteriyor.  Kısacası işçi sendikaları cephesinde üç ayrı ton görüyoruz. DİSK daha kampanyacı. TÜRK-İŞ daha çağrı temelli. HAK-İŞ daha uygulamacı. Ama üçünde de ortak bir yön var. C190 gereksiz görülmüyor. Tersine önemli bulunuyor. Bu başlık emek cephesinde çoktan açılmış durumda.  Memur sendikaları cephesine geçince tablo biraz daha katmanlı hale geliyor. KESK, bu konuda en açık ve en yüksek sesli hattı kuran yapılardan biri. 2022’de doğrudan “ILO 190 İmzalansın” başlıklı materyaller yayımladı. 2024’te de işyerlerinde bu talebi yükselteceğini, basın açıklamaları yapacağını ve kokartlar kullanacağını duyurdu. Yani KESK açısından C190 tali bir başlık değil. Doğrudan mücadele başlığı.  KESK’e bağlı Eğitim Sen de aynı çizgide. 2023 toplu sözleşme teklifinde ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi ile 206 sayılı tavsiye kararının, çalışma yaşamında şiddet, taciz ve mobbing konusunda önemli bir boşluğu doldurduğunu açıkça söyledi. Bu yaklaşım önemli. Çünkü burada mesele yalnızca sendikal hak olarak değil, güvenli çalışma ortamı ve eşitlik meselesi olarak kuruluyor.  Türkiye Kamu-Sen ise bu tartışmada sanıldığından daha görünür bir yerde duruyor. Konfederasyonun Kadın Komisyonu 2022’de doğrudan ILO 190 üzerine bir eğitim çalışması yaptı. Daha da önemlisi, 2025 tarihli “Kamuda Şiddetin Önlenmesi” çalışmasında Türkiye Kamu-Sen, 190 sayılı ILO Sözleşmesi’nin imzalanmasını tavsiye ettiğini açıkça yazdı. Bu çok önemli bir veri. Çünkü Türkiye Kamu-Sen, bu dosyada sessiz kalan değil; destek veren ama bunu daha çok kurumsal öneri diliyle yapan bir hatta yer alıyor.  Memur-Sen tarafında ise daha ihtiyatlı bir tablo var. Kamuya açık kayıtlarda, Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın’ın ILO 190’ı, “iş dünyasında şiddet ve taciz” kavramının tanımı ve kapsamı açısından önemli bulduğunu görüyoruz. Bu küçümsenecek bir yaklaşım değil. Ama KESK’teki kadar yüksek sesli bir imza kampanyası ya da Türkiye Kamu-Sen’deki kadar açık bir “imzalansın” tavsiyesi, en azından benim taradığım kamuya açık kaynaklarda aynı açıklıkla görünmüyor. Burada daha temkinli, daha düşük profilli bir çizgi var. Bu cümle, mevcut açık kaynakların yorumuna dayalı bir değerlendirme.  Bütün bunlar bize ne söylüyor? Sendikal alan susmuyor. Aksine konuşuyor. İşçi sendikaları cephesinde destek daha görünür. Memur sendikaları cephesinde ise tonlar farklılaşıyor. KESK daha açık bastırıyor. Eğitim Sen bunu toplu sözleşme zeminine taşıyor. Türkiye Kamu-Sen kurumsal olarak destek veriyor ve imzalanmasını tavsiye ediyor. Memur-Sen ise daha ihtiyatlı ama bütünüyle dışarıda da durmuyor. Yani bu sözleşme için artık “kimse talep etmiyor” demek pek mümkün değil.  O yüzden asıl soru şuraya geliyor: Bu kadar açık sendikal ilgiye rağmen neden siyasi karar hâlâ gelmiyor? Çünkü sorun bilgi eksikliği değil. Farkındalık eksikliği de değil. Sorun daha çok siyasi öncelik eksikliği gibi duruyor. TBMM’de bu konu doğrudan soruldu. 190 sayılı ILO Sözleşmesi’nin onaylanması talebi yazılı soru önergesine konu oldu. Ama dosya hâlâ ilerlemedi. Emek tarafı meseleyi açmış durumda. Karar tarafı ise hâlâ kapıyı aralamış değil.  Sonuç basit. C190’a sendikalar uzak değil. Tam tersine, önemli bir bölümü bu sözleşmeyi gerekli görüyor. Kimisi kampanya yapıyor. Kimisi çağrı yapıyor. Kimisi toplu sözleşmeye uyarlıyor. Kimisi eğitim düzenliyor. Kimisi rapor yazıyor. Ama ortak resim değişmiyor: Sendikal alan bu başlığı çoktan ciddiye almış durumda. Eksik kalan şey, bu toplumsal ve kurumsal talebi kamusal karara çevirecek siyasi irade. Dosya emek cephesinde açık. Kilit hâlâ siyasetin elinde.
Ekleme Tarihi: 13 Mart 2026 -Cuma
İlhan İŞMAN

C190 Sözleşmesine sendikalar ne diyor?

ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi, çalışma hayatında şiddet ve tacizi dar bir “mobbing” başlığına hapsetmiyor.

Daha geniş bakıyor.

Fiziksel şiddeti görüyor.

Cinsel tacizi görüyor.

Toplumsal cinsiyet temelli şiddeti de görüyor.

ILO’ya göre bu sözleşme, çalışma yaşamında şiddet ve tacizden arınmış bir dünya hedefini açık biçimde kuran ilk uluslararası sözleşme.

Ve 2026 itibarıyla 50 imzaya ulaşmış durumda. 

Türkiye ise hâlâ bu sözleşmeyi onaylamadı.

Bu ayrı bir tartışma.

Ama bugün daha önemli bir soruya bakalım:

Sendikalar bu sözleşmeye nasıl bakıyor?

Çünkü bazen şöyle bir hava yaratılıyor:

Sanki bu konu birkaç dar çevrenin gündemiymiş gibi.

Sanki emek örgütleri bu başlığa mesafeliymiş gibi.

Oysa tablo öyle değil.

İşçi sendikaları cephesinde de memur sendikaları cephesinde de C190’a dair ciddi bir ilgi, açık bir farkındalık ve yer yer doğrudan destek var.

Tonlar farklı.

Yöntemler farklı.

Ama dosya sendikaların gündeminde.

Bu çok açık. 

İşçi sendikaları tarafından başlayalım.

DİSK, bu konuda en görünür hatlardan birini kurdu.

2022’de ILO 190’ın onaylanması için Ankara’da bir dizi temas yürüttü.

Bakanlıkla görüştü.

Siyasi partilerle görüştü.

ILO Türkiye Ofisi ile görüştü.

Üstelik bunu yalnızca bir basın cümlesiyle değil, kendi politika belgesiyle yaptı.

Yani DİSK, C190’ı bir slogan olarak değil, doğrudan sendikal program konusu olarak ele aldı. 

TÜRK-İŞ tarafında üslup daha sakin.

Ama yön aynı.

Genel Başkan Ergün Atalay, 2022’de yaptığı konuşmada ILO 190’ın önemine değindi ve Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olması çağrısında bulundu.

Bu küçük bir ayrıntı değil.

Çünkü TÜRK-İŞ gibi geniş tabanlı bir konfederasyonun bu çağrıyı yapması, meselenin merkez sendikal gündeme girdiğini gösterir. 

HAK-İŞ ise farklı bir yol izledi.

Sadece “onaylansın” demekle yetinmedi.

C190 hükümlerini toplu iş sözleşmelerine uyarladığını duyurdu.

“Şiddete Sıfır Tolerans” politika belgesini açıkladı.

Mahmut Arslan da bunun çalışma barışı ve iş ilişkileri açısından önemli olduğunu söyledi.

Yani HAK-İŞ, bu başlıkta kampanya ile uygulamayı birleştirmeye çalışan daha kurumsal bir çizgi kurdu.

Bu da işçi sendikaları cephesinde sözleşmenin sadece teorik olarak değil, pratikte de ciddiye alındığını gösteriyor. 

Kısacası işçi sendikaları cephesinde üç ayrı ton görüyoruz.

DİSK daha kampanyacı.

TÜRK-İŞ daha çağrı temelli.

HAK-İŞ daha uygulamacı.

Ama üçünde de ortak bir yön var.

C190 gereksiz görülmüyor.

Tersine önemli bulunuyor.

Bu başlık emek cephesinde çoktan açılmış durumda. 

Memur sendikaları cephesine geçince tablo biraz daha katmanlı hale geliyor.

KESK, bu konuda en açık ve en yüksek sesli hattı kuran yapılardan biri.

2022’de doğrudan “ILO 190 İmzalansın” başlıklı materyaller yayımladı.

2024’te de işyerlerinde bu talebi yükselteceğini, basın açıklamaları yapacağını ve kokartlar kullanacağını duyurdu.

Yani KESK açısından C190 tali bir başlık değil.

Doğrudan mücadele başlığı. 

KESK’e bağlı Eğitim Sen de aynı çizgide.

2023 toplu sözleşme teklifinde ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi ile 206 sayılı tavsiye kararının, çalışma yaşamında şiddet, taciz ve mobbing konusunda önemli bir boşluğu doldurduğunu açıkça söyledi.

Bu yaklaşım önemli.

Çünkü burada mesele yalnızca sendikal hak olarak değil, güvenli çalışma ortamı ve eşitlik meselesi olarak kuruluyor. 

Türkiye Kamu-Sen ise bu tartışmada sanıldığından daha görünür bir yerde duruyor.

Konfederasyonun Kadın Komisyonu 2022’de doğrudan ILO 190 üzerine bir eğitim çalışması yaptı.

Daha da önemlisi, 2025 tarihli “Kamuda Şiddetin Önlenmesi” çalışmasında Türkiye Kamu-Sen, 190 sayılı ILO Sözleşmesi’nin imzalanmasını tavsiye ettiğini açıkça yazdı.

Bu çok önemli bir veri.

Çünkü Türkiye Kamu-Sen, bu dosyada sessiz kalan değil; destek veren ama bunu daha çok kurumsal öneri diliyle yapan bir hatta yer alıyor. 

Memur-Sen tarafında ise daha ihtiyatlı bir tablo var.

Kamuya açık kayıtlarda, Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın’ın ILO 190’ı, “iş dünyasında şiddet ve taciz” kavramının tanımı ve kapsamı açısından önemli bulduğunu görüyoruz.

Bu küçümsenecek bir yaklaşım değil.

Ama KESK’teki kadar yüksek sesli bir imza kampanyası ya da Türkiye Kamu-Sen’deki kadar açık bir “imzalansın” tavsiyesi, en azından benim taradığım kamuya açık kaynaklarda aynı açıklıkla görünmüyor.

Burada daha temkinli, daha düşük profilli bir çizgi var.

Bu cümle, mevcut açık kaynakların yorumuna dayalı bir değerlendirme. 

Bütün bunlar bize ne söylüyor?

Sendikal alan susmuyor.

Aksine konuşuyor.

İşçi sendikaları cephesinde destek daha görünür.

Memur sendikaları cephesinde ise tonlar farklılaşıyor.

KESK daha açık bastırıyor.

Eğitim Sen bunu toplu sözleşme zeminine taşıyor.

Türkiye Kamu-Sen kurumsal olarak destek veriyor ve imzalanmasını tavsiye ediyor.

Memur-Sen ise daha ihtiyatlı ama bütünüyle dışarıda da durmuyor.

Yani bu sözleşme için artık “kimse talep etmiyor” demek pek mümkün değil. 

O yüzden asıl soru şuraya geliyor:

Bu kadar açık sendikal ilgiye rağmen neden siyasi karar hâlâ gelmiyor?

Çünkü sorun bilgi eksikliği değil.

Farkındalık eksikliği de değil.

Sorun daha çok siyasi öncelik eksikliği gibi duruyor.

TBMM’de bu konu doğrudan soruldu.

190 sayılı ILO Sözleşmesi’nin onaylanması talebi yazılı soru önergesine konu oldu.

Ama dosya hâlâ ilerlemedi.

Emek tarafı meseleyi açmış durumda.

Karar tarafı ise hâlâ kapıyı aralamış değil. 

Sonuç basit.

C190’a sendikalar uzak değil.

Tam tersine, önemli bir bölümü bu sözleşmeyi gerekli görüyor.

Kimisi kampanya yapıyor.

Kimisi çağrı yapıyor.

Kimisi toplu sözleşmeye uyarlıyor.

Kimisi eğitim düzenliyor.

Kimisi rapor yazıyor.

Ama ortak resim değişmiyor:

Sendikal alan bu başlığı çoktan ciddiye almış durumda.

Eksik kalan şey, bu toplumsal ve kurumsal talebi kamusal karara çevirecek siyasi irade.

Dosya emek cephesinde açık.

Kilit hâlâ siyasetin elinde.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.