Bazı insanlar vardır; unvanlarıyla değil, taşıdıkları ruhla anılır. Prof. Dr. Bayram Durbilmez bu isimlerdendir.
O yalnızca bir akademisyen değildir. Aynı zamanda bir gönül adamıdır.
Âşıktır,
Ariftir,
Alimdir,
Şairdir.
Bu dört cevheri aynı potada eritmek kolay değildir.
O bunu gösterişsiz bir vakar içinde başarır.
Edebî kişiliği geleneğin omuzlarında yükselir; fakat dili bugüne aittir.
Hece veznini ustalıkla kullanır.
İç kafiye ile mısralara musiki kazandırır.
Cinası yerli yerinde işler.
Gelenekten kopmaz; geleneği dönüştürür.
Onun şiirinde yâr vardır, gönül vardır, aşk vardır.
Ancak bunlar tekrar değil, yeniden doğuştur.
Şiir onun için bir süs değil, bir duruş biçimidir. Dil, onun elinde mimariye dönüşür. Bu nedenle o sadece şair değil, bir dil mimarıdır.
Akademik yönü de en az edebî kimliği kadar güçlüdür.
Türk Halk Bilimi alanında uzmanlaşmış bir profesördür.
Akademik disiplini sahaya taşır.
Alan araştırmalarına dayalı çalışmalarıyla sözlü kültür mirasını kayıt altına alır.
Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda çok sayıda bildiri sunmuştur.
Türk dünyası coğrafyasında yürüttüğü temaslarla kültürel iş birliğine katkı sağlar. Elli yediyi aşan eseriyle literatüre kalıcı iz bırakmıştır. Editörlük, bilim kurulu üyeliği ve proje yürütücülüğü görevleri üstlenmiştir. Akademik üretkenliği süreklilik arz eden, referans niteliğinde bir çizgi taşır.
Kayseri için ayrı bir değerdir Bayram Hoca.
Erciyes’in vakarını, şehrin kültürel hafızasını akademik disiplinle buluşturan isimlerdendir. Halk bilimi çalışmalarıyla Kayseri’nin âşık geleneğini, sözlü kültür zenginliğini ve irfan birikimini kayıt altına almıştır. Yerel kültürün akademik zeminde görünürlüğünü artırmış, şehrin kültürel sürekliliğine katkı sunmuştur.
O, adeta stratejik bir hafıza işçisidir.
Salon akademisyeni değildir. Sahadadır. Türk dünyasının dört bir yanında ilmiyle, tebliğleriyle ve eserleriyle kültürel diplomasi yürütür. Bu yönüyle yürüyen bir Türk(ü) dünyası ansiklopedisi gibidir.
Şiirinden bir ses yankılanır:
Gönlüm bozkır gibi engin,
Yâr deyince coşar derin.
Bir sevda düştü içime,
Aşk dediler, bildim yerin.
Bir başka şiirinde ise aşkı şöyle dile getirir:
Dil mülkümde bir tek sultan,
Adı sevda, özü ferman.
Gönül tahtı yâre kaldı,
Ben sürgünüm aşka her an.
Onun şiir evreninde gönül kuştur, bahçedir, sürgündür. Aşk ise ateştir, ırmaktır, denizdir. Metafor zenginliği, derin bir kültür birikiminin tezahürüdür.
Bozkırdan aldığı nefesi türküye dönüştürür. Erciyes’in gölgesinde sözü mayalar. Kayseri’nin kültürünü her nefesinde taşır. İlmin en yüce ülküsünü bir gönüle dokunmak olarak görür.
Prof. Dr. Bayram Durbilmez üretkenliğiyle temayüz etmiş bir ilim adamıdır. Elli yılı aşan kültür yolculuğunda onlarca eser vermiştir.
Ancak asıl değeri, halkla ilim arasındaki mesafeyi azaltmasındadır.
Bilgilidir ama bilgiç değildir.
Mütebessimdir ama derindir.
Sakin görünür ama içinde güçlü bir kültür enerjisi taşır.
Bazı insanlar kitap yazar. Bazıları kültür inşa eder.
Bayram Durbilmez ikinci gruptadır. Kayseri’nin kültür atlasında adı saygıyla anılacak bir isimdir. Bozkırın şiir ağacı,
Gönlün mimarı,
Dilin ustasıdır.
Ve her şeyden önce, bu toprakların irfanına sadık bir ilim adamıdır.
